fbpx

İlk Romanımın Romanı

Reşat Nuri Güntekin*

Reşat Nuri, ilk romanı Gizli El’in (1922) önsözünde romanının yazılış sürecini ele almaktadır. Bu önsözü okurlarımıza sunuyoruz.

 

Reşat Nuri
GİZLİ EL
roman
Birinci Tab (baskı)
Birinci ve ikinci beyan
Naşiri:
İkbal Kitaphanesi Sahibi
Hüseyin
Dersaadet
1925-1343
Şems Matbaası

Gizli El benim ilk romanımdır. Mütarekenin ilk yılında Dersaadet isminde bir gündelik gazete çıkarmağa hazırlanan Sedat Simavî arkadaşım benden bir roman istedi. O zaman tiyatro piyesleriyle uğraşıyor ve roman yazmayı hiç aklımdan geçirmiyordum.
“Yapamam,” dedim. “Yaparsın,” dedi, “roman ile tiyatro zaten kardeş sanatlardır.” O tarihte vurgunculuk ve nüfuz ticareti günün meselesiydi. Köprüyü geçmeğe para bulamayan birtakım kimselerin günün birinde vagon sattığı ve birdenbire harp zengini olduğu görülüyordu. Zihnimde öyle bir mevzu vardı ki bir türlü tiyatro şekline sokamıyordum ve soksam da oynanacağı şüpheliydi.
Sedat’ın ısrarına karşı “Bir deneyim bakalım,” dedim ve çalışmağa başladım. Hesabımca bu bir hiciv romanı olacaktı. Fakat vukuat onu büsbütün başka bir şekle soktu.
* * *
İlk sabah Dersaadet’in tefrika sütunlarım bomboş, bembeyaz gördüm. Başında yalnız Gizli El diye bir başlık, sonunda “ma badı var” [devamı var] yazılıydı. Ayrıca “roman tefrikamız sansürce tehir edildi [ertelendi]” diye bir ilân.
Bir ilk eser için bu bir iskandaldı. Hemen gazeteye koştum: O zamanki çocuk denecek yaşında da gazeteciliği çok iyi bilen Sedat benim fikrimde değildi. Âdeta memnun olarak: “İskandal değil, şans,” dedi, “bir ilk roman için ne reklâmdır bu! Sansür Şemsi Efendi çok iyi bir insandır. Şimdi seninle kendisini görmeğe gideceğiz. Ufak tefek değişikliklerle izin verilebileceğini söyledi.”
Ötesi berisi değiştirilmeden çıkan yazı o zaman yok gibiydi. Sonra ufak hattâ büyükçe değişikliklerle incileri dökülecek bir roman yazdığımı da düşünmüyor değildim. Sedat’la beraber gittik.
Roman, “Bugün bir odun meselesini konuşmak üzere Nazırı görmeğe gitmiştim,” diye başlıyordu. Şemsi Efendi “Odun olamaz. Yerine başka bir şey koyacağız,” dedi.
Peki, ne koyalım?
Çoook. Meselâ afyon…
Peki ama, biraz aşağıda Nazır: “Memurlarımın arasında odun gibi adamlar var… Ha odun dedim de aklıma geldi,” diyor. Bu odun teşbihi Nazırın odun meselesini açmak için uydurduğu bir bahanedir.”
Şemsi Efendi sevimli kara sakalını karıştırarak düşünüyor, sonra “Memurlarımın çoğu afyon yutmuş gibidir. Oturdukları yerde rüya görüyorlar,” diyor.
Sansürün buluşunu kendiminkinden daha fazla beğendiğim için memnuniyetle kabul ediyorum.
Meğer o zaman Damat Ferit hükümetinin bir odun iskandalı varmış. Sebep buymuş!
“Sonra Nazır kelimesine izin yok. O da değiştirilecek, müdürü umumî [genel müdür] filân dersiniz. Sonra Nişantaşı ve Bebek kelimeleri değişecek… Malûm ya Bebek, Damat Paşa’nın Baltalimam’ndaki yalısına yakındır. Nişantaşı ise vükelâ [bakanlar, vekiller] mahallesi…”
Buna benzer daha başka birtakım değişikliklerle ilk tefrikayı kurtarıyorduk. Fakat ikinci gün daha başka türlü güçlükler baş gösterdi. İşin uzayacağını gören Şemsi Efendi: “Siz bana şu romanın mevzuunu anlatsanıza,” dedi. Anlattım: Âdeta dehşete gelerek “Olur mu a çocuğum… Bu zamanda adama böyle şeyler söyletirler mi? Vazgeçelim biz bu işten,” dedi.
Oturduğum yerde geniş bir nefes aldım. Şemsi Efendi yine sakalını kaşıyarak düşünüyordu:
“Şu mevzuu büsbütün değiştiremez misiniz?”
Artık kendimi tutamıyarak gülmeğe başlamıştım. Sedat ile Şemsi Efendi gülmediler. Şemsi Efendi: “Canım roman demek aşk ve alâka demektir,” dedi. “Onları bırakıp da ne diye uğraşırsınız böyle kazalı şeylerle… Şu devlet adamı ile vurguncunun karanlıkta işleyen gizli elini meselâ güzel bir kadın eline çevirirsiniz. Biz de tatlı tatlı okuruz.”
Bu sefer ciddî surette kızararak dışarı çıktım. Fakat yolda ve matbaada Sedat beni tekrar kandırdı. Kendimden ziyade onu güç bir duruma düşmekten kurtarmak için yavaş yavaş yumuşadım. Romanda ufak bir aşk vakası vardı ki büyüyor, asıl mevzuu tamamiyle yutup eritiyordu. Böylece romandaki gizli el, Şemsi Efendinin ilk defa aklına geldiği gibi kocasını gizlice koruyan bir kadın eli, yahut isterseniz Şemsi Efendinin kendi eli oldu. Böylece ilk romanımı onunla beraber yazdığımı söylemek pek yanlış olmıyacaktır.
*Gizli El, İnkılap Kitabevi

Yaratıcı Yazarlık 146 Adet Yazı
Yaratıcı Yazarlık, esasında birçok kişinin kafasındaki yazar imajının kendisidir. Yani kurguladığı veya gerçeğe dayalı bir konuyu kurgulayarak roman, hikaye vb. edebi türde ifade etmen uğraşı.Yaratıcı yazarlar sıklıkla “tıkanma” veya “kısırlaşma” denilen dönemlere girerler. Yazarken zorluk yaşarlar. Bu zamanlarda onlara yol gösterecek teknikler, moral verecek alıntılar ve fikir verecek yerli veya yabancı yazarların deneyimleri bu sitede Türkçe olarak yer alacak.

İlk Yorumu Sen Yap!

Yorum Yap!